11 Yılın Felsefesi

102

2009’du, mevsimlik işçi statüsündeki ücretli ilk öğretmen oluşum, 11 sene sürdü…

İdealistim hem de heminden 😊

İlk yılım, Erzincan Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerine felsefe anlatıyorum… Hem de ne şevkle, öğretmenliğimin ilk o dönemlerinde “aykırı” hallerim (ki bu bende kronik bir haldir artık) derslerime de yansıyordu. Çocuklar harbiden sevmiş ve ilgi duymuşlardı. O yıllardan görüştüğüm öğrencilerim halen arar ve söylerler, sağolsunlar.

Ama kıramadığım bir hakikat vardı; yeniliği kabul etmeyen bir sistem ve onun temsilcileri idarecileri hep bir baskı altına almaya çalıştılar uyardılar “akıl verdiler” direndim.

Sanayici çocuklara felsefe anlatmak zordur aaa gerçekten.

Gençler bunu dinleyin sonrasında uzun eşşek oynayarak bunun örneklemesini yaşayarak hatta -ebe benim diyerek olum ona göre diyerek o çocuklara bilginin kaynağı problemini nerden geldiği tartışmasını sırt üstünde anlatmışlığım çok olmuştur. Eee tabi ufak tefek devrilmeler eşliğinde😊

Eee tabi gençlerin ruhuna inmenin çabası için öğrencilerle kavgalara karışıp nezarette kaldığımda olmuştur.

Ve buna benzer bir çok hikaye…

Bu çaba bu uğraş bu hengâme felsefeyi hakkı ile anlatmak içindi.

Ne verdim bilmiyorum ama değiştiremediğim bir hakikat vardı; o sınıf içinde kırdığımız dünyanın gerçeği.

Her ne kadar sınavı dert etmeyin desem de bir sistemin dayattığı bir gerçek vardı.

Yav hocam hoşgörü, erdem, etik sanat siyaset hoş güzel de “Sınav test mi olacak klasik mi?”

O çocukların karnelerinde felsefe dersi hep 5 idi.

Mesele karnede yazan değil diyerek.

Belki bir çok öğrencime hoşgörüyü, insanın anlamını, değeri sordurtup anlatabilmişimdir belki ama o çocukların kafasında bir bilginin karşılığını ölçen not kafasını kıramamışımdır. Ve en çok beni kıran da bu mevzu olmuştur.

Sonrası özel sektör pespayeliği falan filan.

En nihayetinde bozuk düzende sağlam çark yada başka bir çark olmak zormuş deyip pes ettim.

Ben bu düzene uygun bir eğitimci değilim,, bunu anladım ve kabul ettim. En son kaybettiğimi anladığımda düzene uygun bir bilincin mental yorgunluğu içinde bıraktım. Bu bağlamda bu sisteme hala sağlam durabilene buna bozulmadan direnebilene, hakkı ile öğretmenlik yapabilen dostlarımı yüreklerinden öper günlerini kutlarım.

Yanlış anlaşılmasın ben bu düzenin öğretmenliğini bıraktım. İçimdeki aykırı ruhun kalemi hala tahtaya “?” Koydurup sordurturdur…

Neden “?”