85. Yılında Dersim Kırım ve Katliamı – 1

62

Dersim’in çetin bir tarihi, zorlu bir geçmişi vardı. Tarih Dersimlilere adil davranmadı. Dayatma ve hegemonya, zulüm getirdi. Sömürgeciler ve diktatörler tarihin her döneminde iki yüzlüydüler. Onlar insanlık dışı yöntemlerle gerçekleri ya örtbas ediyorlar ya da suçlarının açığa çıkmasını geçiştiriyor ve engelliyorlar. Ama tarihte hiç bir şey gizli kalmıyor. Dersim kırım ve katliamı bir insanlık suçuydu. Devlet Dersim’de insanlık suçu işledi, 85 yıl suskun kaldı. Bir 85 yıl daha suskun kalamaz. Çağından öteye uzak düşmüş olsa da hiç bir insanlık suçu yok olmuyor. Dersimliler bu insanlık suçunu unutmadı, unutturmayacaklar. İzler yedi kuşak öteye gider.

Tarihi Dersim coğrafyası üzerinde savaş, saldırı, zorbalık ve baskılar hiç eksik olmadı. Zamanında Büyük İskender, Roma, Bizans, Pers, Selçuklu, Moğol, Osmanlı ve cumhuriyet hükümetlerince pek çok defa saldırılarla ve baskılarla karşılaştı. Daha 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı ,coğrafyamızda halkların özgürlük mücadelesini beşiğinde boğmaya çalıştı. Tarihten gelen iktisadi, coğrafi, kültürel, siyasi ve tarihi sorunları savaşla çözmek istedi, kan ve gözyaşını dayattı.

Osmanlı da II. Mahmut 1824’de Yeniçeri ordusunu topa tutup Alevi katliamları yaptıktan sonra Muhammed’in Ordusu adıyla yeni 3 ordu kurdu. 3. ordusunu Karadeniz’den Erzincan’a yerleştirdi. Dersim’e saldırılar başlattı. Osmanlı Kürtlerle Ermenileri, Kızılbaş/Alevileri birbirlerine karşı “böl ve yönet” taktikleriyle halkları birbirlerine vurdurmak istiyordu. Erzincan üzerinden Dersim’e saldırılar başlattı. 1848-1851’de ise Pülümür Tüjik Baba’ya kadar ilerleyen Osmanlı Ordusu ilk bu yıllarda Dersim’e zayiatlar verdirdi. O yıllarda Kırım’da Osmanlı – Rus savaşı başlamıştı. Ruslar karşısında tutunamayan Osmanlı, Dersim’e saldıran ordusunu Kırım’da savaşa sokmak için geri çekince Dersim, bu saldırılarda az bir zayiatla saldırıları atlattı. Bu saldırıların ardı arkası kesilmedi.

Osmanlı’nın bu saldırılarından sonra Sultan Reşat Harput üzerinden Dersim’e saldırdı. Mazgirt Çarsancak Beylerinden İshak Beyle kardeşini Harput’ta idam etti. Osmanlı bu sıralar Kürt-Ermeni, Hristiya -Müslüman, Alevi-Sünni karşıtlığıyla halkları “böl yönet” taktikleriyle birbirine düşürmek istedi. Daha çok Ermeni karşıtlığı yapıyordu.

Abdülhamit döneminde ise Hamidiye Alayları kurulmuştu. Hamidiye Alaylarıyla Sünni Kürt aşiretler silahlandırıldı. Kürtleri Hıristiyan-Müslüman çelişkisiyle Ermenilere saldırttı. Dış Dersim’de Sünni Şafi Kürtler, Ermenilere saldırdılar. Hamidiye Alayları’nda görev aldılar. Ermeni katliamları Dış Dersim’de yapıldı. İç Dersim Alevi/Kızılbaşları, Hamidiye Alayları’nda görev almadılar. İç Dersim Alevileri Ermenileri kendi içlerinde korudular. Daha 1895’ten başlayarak 1914/15’e kadar Ermenilere saldırılar oluyordu. Dersimli Aleviler/Kızılbaşlar içlerinde Ermenileri savundular. Dersim’de 36 bin Ermeni’yi Erzincan üzerinden Erivan’a ulaştırdılar.

Dersimliler çok uzun yıllar siyasal iktidarlardan uzak, kendilerine özgü ayrı bir inanç, ayrı bir yaşam ve kültür hayata geçirdiler. Onlar her dönem kendilerine yönelen zorbalık ve yok etme, asimile etme girişimleri karşısında gene de varlıklarını sürdürdüler. Osmanlı şeriat uygulamaları ve merkezi otoritesini tanımadılar. Alevi/Kızılbaş itikat ve inançları içerisinde bir yaşam sürdürdüler.

Dersim, Alevi/Kızılbaş kimliği, dil ve kültürüyle cumhuriyete kadar direnişlerle, başkaldırılarla gelmişti. Cumhuriyet kurulmadan önce 1921’de Koçgiri’de katliamlar yapılmıştı. Sakallı Nurettin Paşa vahşi yöntemlerle Koçgiri’de 6 bin insanı katletmişti. Koçgiri direnişi önderlerinden Haydar Bey katledilmiş, Alişer ve eşi Zarife Hatun, Dersim’e sığınmışlardı.