Atatürk ile Seyyid Rıza’nın Görüşmesi | 1937-38 TERTELE – 4

0

Atatürk o güne kadar Dersim’i bir çıbanbaşı, Seyyid Rıza’yı da o çıbanın oluşmasına sebep olan başaktör, baş düşman olarak görmektedir. İdam kararından sonra İ.S. Çağlayangil, Seyyid Rıza’yı hapishaneden kendi jeepiyle Elazığ Merkez Tren İstasyonu’na götürür. Alanda tüm görevlilerin evlerine gönderildiği, sadece MAH görevlileri gözlenir. Çağlayangil anılarında, “Cumhurumuzun beyaz treni kör makasta bekliyordu. Trene Seyyid Rıza ile birlikte girdik. Atatürk’ün yanında General Abdullah Alpdoğan, Kâzım Orbay ve reisicumhurun yaveri vardı. Oturması istenen Seyyid Rıza oturmayı reddeder. Atatürk, “Gel benden af dile. Yaptıklarına pişman olduğunu söyle ki, seni affedeyim’ deyince, Seyyid Rıza, af dileyecek, pişman olacak bir şey yapmadığını, yaptıkları şeylerin kendi canlarını, mallarını, yerlerini, yurtlarını korumak olduğunu, yaşananları hep devlet görevlilerinden dinlediğini, asıl gerçekleri kendisinin anlatmak istediğini söyledi.”43

Atatürk devam etmesini işaret edince de Seyyid Rıza, “Osmanlı döneminde büyük zulüm gördüklerini, baskılara rağmen Dersim’i koruduklarını, Osmanlı’ya asker vermediklerini ama Milli Mücadele için çok sayıda asker gönderdiklerini, halifeliğin kaldırılmasından sonra da Cumhuriyete güvenlerinin arttığını, silah toplanmasına yardım ettiğini, isyan etmek gibi bir niyetleri olmadığını” da belirtti. Sözlerine, “Jandarmanın aşiretleri her fırsatta tahrik ettiğini, aşiretlerarası husumeti bilerek arttırıp saldırı için bahane icat ettiğini, uçaklardan atılan bombalarla çok sayıda masum halkın, mağaralara sığınan kadın, çoluk çocuk topluca öldürüldüğünü”44 söyler.

Devamla, “Erzincan’a sulh için çağrıldım, inandığım için görüşmeye gittim. Ancak tutuklandım. Mahkemede, büyük oğlumdan iki yaş küçük birinin şahitliğiyle yaşım küçültüldü. Oğlumun yaşı da büyütüldü. Bugün de sizin emrinizle idam kararı verildi. Sözlere güvenip kendi ayağımla gelmeme rağmen beni idam ediyorsunuz. Size daha nasıl güveneceğim. Geç de olsa anladım. Biz Dersimliler ne yaparsak yapalım, sizin başından beri planınız Dersim’i toptan yok etmek, ortadan kaldırmaktı. Ben yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim, af da istemiyorum, bu benim son sözlerim, başka da bir şey demeyeceğim,”45 der.

O zaman M. Kemal ayağa kalkıp, “Götürün, gereğini yapın,” emrini verir. Seyyid Rıza dışarı çıkmadan bir an durup tarihe geçen, “Ben sizin hilelerinizle baş edemedim. Bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim. Bu da size dert olsun,” der.

İdam öncesi son isteği sorulan Seyyid Rıza, cebindeki kırk lira ve saatinin oğlu Reşik Hüseyin’e verilmesini ister. Onun da idam edileceğini öğrenince, “Beni oğlumdan önce idam edin,” der. Ancak oğlu gözlerinin önünde idam edilir. Seyyid Rıza ve yoldaşlarının cesetleri 15 Kasım Pazartesi günü Elazığ içinde teşhir edildikten sonra gizlice ve bilinmeyen bir yere gömülür, kimi anlatımlara göre de yakılır. İsteğine rağmen oğlu Reşik Hüseyin gözlerinin önünde idam edildi. Seyyid Rıza gururlu, mağrur aksakallarıyla Elazığ Buğday Meydanı’nda muktedirlere meydan okurcasına idam sehpasına doğru yürüdü. O, idam fermanını verenlerin, diz çöktürmek isteyenlerin zulmüne inat, “Günahtır, ayıptır, zulümdür, cinayettir” haykırışı, Buğday Meydanı’ndan Dersim’e ve yurdun dört bir yanına yankıladı.

Seyyid Rıza’nın idam edildiği sırada Atatürk’ün Elazığ’da olmadığını, Seyyid Rıza’nın M. Kemal’le görüşmediğini, bu sözleri ona söylenmediğini iddia edenler, eğer bir kez daha hem Çağlayangil’in anılarını, hem de o tarihlerde yayınlanan gazeteleri okurlarsa, eksik ve yetersiz bilgileri berraklaşacak ve gerçeklerle yüzleşebileceklerdir.

Tan gazetesinin 13 Kasım 1937 tarihli sayısında da, “Reisicumhurumuz Atatürk, Başvekil Celal Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ve Sabiha Gökçen olduğu halde önce Sivas’a, oradan Malatya, Elazığ ve Diyarbakır’ı kapsayan Şark vilayetleri gezisine çıktı.” diye yazar. Bu gezide 14 Kasım’ı 15 Kasım’a bağlayan gece Elazığ tren garında Seyyid Rıza ile görüşen Atatürk, 17 Kasım’da Pertek’te Singeç Köprüsü açılışını Celal Bayar, Sabiha Gökçen, Ali Çetinkaya ile birlikte yapıp aynı gün Pertek Halkevi’ni de ziyaret eder.

Dersim soykırımından ve Seyyid Rıza’yla yoldaşlarının idamından M. Kemal’in haberinin olmadığı yalanını söyleyenler, buna inananlar, toplumu asla kandıramaz.

Dersim soykırımı, Dersim’i insansızlaştırma düşüncesi yüzlerce yıldan beri egemenlerin öngördüğü, planladığı bir süreç olduğu gerçeği bir yana, bizzat soykırımla ilgili harekât kararı 4 Mayıs 1937’de Mustafa Kemal imzasıyla alınmış olup, söz konusu harekât 1938 Ağustos sonuna dek devam etmiştir. Atatürk’ün bu sürede hasta olmadığı, meclis açılışlarına katıldığı, yurt gezileri yaptığı, hatta Seyyid Rıza’nın idam gecesi Elazığ’a ve ardından Pertek’e gittiği resmî evraklarla ortadadır. 1937 Dersim katliam sürecini, Başbakan İnönü’nün ‘Dersim sorunu bitti demesine rağmen, yeterli görmeyip İnönü’yü azlettiren, yerine Celal Bayar’ı atayan kişidir. K. Atatürk imzalı iki bin madalyonu dağıtan kişidir.

43 İhsan Sabri Çağlayangil, Anılarım, s. 51-52, Yılmaz Yayınları, 1990 İstanbul.

44 A.g.e.

45 A.g.e.

Kaynak: Geçmişten Bugüne ALEVİLİK TARİHİ, İsyan, Direniş, Katliamlar – Erdal Yıldırım – Babek Yayınları