Kadın Bilgeler, Sanatçılar, Düşünürler

11

Anadolu’da, 6.,7. yüzyıllarda pek çok kent; bilimin, sanatın, felsefenin merkeziydi. Özellikle Ege’de seksenin üzerinde kıyı bölgelerdeki Didim (Didimya), Milet (Miletos), Efes (Ephesus), İzmir (Simirna), Dikili (Aterneus), Bergama (Pergamon), Foça (Phokaia), Şakran (Cayme), Aliağa (Aliona), Çandarlı (Pitane) gibi kentler; bilimcilerin, sanatçıların, felsefecilerin yaşadığı ileri merkezlerdi.

Bu merkezlerde ticaret erkenden keşfedilmiş, gelişkin ilişkilerle, para basılmıştı. Antik el yazmacıları, yazıyı yagınlaştırmışlardı. O yüzyıllarda Pers orduları, Yunan deniz yollarının ve ticaret kolonilerinin önünü kesmiş, Anadolu’yu, Ege’deki gelişkin sahil kent devletlerini ele geçirmişlerdi.

Pers, Mısır, Akad, Dor saldırılarıyla, Yunan orduları arasındaki savaşlarda; bilim insanları, sanatçılar, şairler, filozoflar, yaşadıkları kentleri terk ettiler. Savaş, bilime, bilimciye düşmandı. Bilimciler, filozoflar, savaşın önünde, Ege adalarına, Yunanistan’a, Atina’ya sığındılar. Batı’yı yurt edindiler.

O güne kadar Didim, Miletos, Efes kentleri, Uzak Asya’dan, Hindistan’dan taşınan malların, köle ticaretinin ve antik elyazmacı edebiyatçıların, filozofların yaşadıkları en gelişkin yerlerdi. Dünyada bilinen, tanınan kentler buralardı.

Henüz Atina bilinmiyordu. Savaşın önünden Atina’ya, Batı’ya yerleşen bilimciler, filozoflarla Atina, Atina oldu. Namı-şanı öne çıktı, bu bilimcilerin çalışmalarıyla Atina ünlendi, günümüze geldi.

Köylüler ve toprakla uğraşanlar, gelişkin Ege kıyılarında ticareti ele geçiren soylu sınıflarla, aristokratlar birlikte, tiranlara karşı mücadele veriyorlardı.

Toplumsal ayaklanmaların yaşandığı o dönemde; Dikili’ye bağlı Midilli adasında kadın düşünürlerin adı ilk defa duyulmaya başlandı. Dönemin ilk kadın şairi Sappho; M.Ö. 630’larda Midilli adasında yaşıyordu.

Midilli adasına sonradan Lesbos adı verildi. Sappho, toplumsal o süreçlerde yazdığı kışkırtıcı şiirleriyle, ayaklanmalara neden olmuştu. Dikili, Edremit, Bergama yörelerinde üç tiran alaşağı edilmişti.

Sappho’nun lirik şiirlerinin yaygınlaştığı o süreçte, aristokrat soylu sınıfların krallıkları, iktidarı ele geçirmişlerdi. Sappho, o yüzyıllarda yaygın bir kültür olan Afrodit tapınak inançlarının bağlı bulunduğu kültün etkisinde şiirleri yayınlıyordu.

Sappho, aristrokat bir ailenin kızıydı. Yaşamı Midilli (Lesbos) adasında geçmişti. Söylencelere göre ataklanan Lesbos adasını, Dikili tiranı, erkeklerden arındırdı. Adada, sadece kadınları bıraktı. Sappho, kadınların olduğu bu adada yaşadı.

Arion, adada yaşayan Sappho’yu kurtarmak için, kaçak yollardan bir gemiye binerek onu kurtarmaya giderken, yakalanır. Kaptan ve tayfalar tarafından denize atılır. Yüzme bilmeyen Arion, boğulmak üzereyken bir yunus balığı gelir, Arion’u sırtına alır kıyıya çıkartır. Böylece Arion ölmekten kurtulur. Fakat Sappho ada da kadınlarla yaşamak zorunda kalır.

Sappho, Midilli adasında, Kadınlar Okulu adıyla bir okul kurar. Kadın öğrencileriyle, bir seçki oluşturur. Onları eğitir. Uzun yıllar adada sadece kadınlar yaşadıkları için aralarında lezbiyenlik ilişkiler başlar. Bundan dolayı o çağlarda adaya, lezbiyenlik anlamına gelen Lesbos adı verilir.

Sappho’nun ve Kız Okulu’nda yetiştirdiği öğrencilerinin, lezbiyen oldukları, antik elyazmacılarınca da kabul görmektedir. Lesboslu Sappho’dan etkilenen ve iki kadının aşk ilişkisini tanımlamak için ‘Lesboslu’ kelimesini kullanan ilk kişi, o dönem, Atina’da tiyatro yazarı olan Aristofanes olmuştur.

Lesbos adası (Midilli) Bizans döneminde de sürgünlerin yeri olmuş, ada Cenevizlerin elinde kalmıştı.

Sappho’nun; Yaşlılık ve Kardeşler isimli şiirleri, İskenderiye’deki papirüslerden ele geçtiği söylenilmektedir. İlk kadın şair Sappho, “Kadın aşklar” üzerine pek çok kışkırtıcı şiirler yazmıştır: Günümüze şu dizeleri gelmiştir:

“sizin için, menekşe göğüslü
esin perilerinin güzel hediyeleri, kızlar,
hevesle çalın,
tınlamayı seven billur sesli Chelysi.”

**

“Gerisini de
tanrıların takdirine bırakalım;
fırtınanın hemen ardı
dinginliktir çünkü”

*